'Üç yaşından beri fotoğrafa aşıktım zaten' diye bir öyküm yok. Benimki sonradan oldu. Türkiye’den uzak olduğum yıllarda alışık olduğumuzdan farklı hayatlara tanıklık ettikçe, hikayeler, anılar biriktirdikçe sever oldum fotoğrafı.

 

2012 yılında Türkiye’ye döndükten sonra uzun yıllardır çalışğım kurumsal hayatı bırakıp fotoğraf eğitimi aldım. Çok farklı projelerde yer aldım ama en çok yemek çekimlerini sevdim. Böyle olunca yemek fotoğrafçılığı ve styling eğitimlerine katıldım. Konsept kurgulamaktan ve hazırlamaktan hep çok keyif aldım. Şimdilerde ‘styling’ adı verilen bu iş bana sorarsanız aslında bir hayal kurma işi...

 

Neyi nereye koyarsam, hangi rengi seçer, hangi açıdan bakarsam daha güzel görünür diye düşünüp, çıkacak kareyi hayal ettikçe mutlu oluyorum. Bu yüzden bu işi çok severek yapıyorum. Bugüne kadar olan kişisel ve profesyonel çalışmalarımı De'gusta markası altında bulabilirsiniz. İncelemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. 

 

 Stilistlik, yemek ve life-style fotoğrafçılığın dışında ‘Vaveyla’ isimli kişisel fotoğraf projem var. 2015 yazında Madrid’de başladığım ve benim için kadın dayanışmasını simgeleyen Vaveyla  özetle 'ritmin ve dansın insan hayatındaki etkisini kadın öyküleriyle anlattığım uluslararası bir proje’dir.   Vaveyla şu ana kadar İspanya, İsrail ve Türkiye olmak üzere 3 ülkede 6 kez sergilendi. Küçük bir hayalin peşinden gitmekle başlayan büyük bir hikayeye dönüşen bu projenin devamı için sabırsızlanıyorum. Vaveyla projesi ile ilgili bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.     

 

Kalıba sokma, sınırlar çizme halinden vaz geçişimle daha çok içime sinen blog yazılarımda içimden geleni içimden geldiğinde yazıyorum. Okumak isterseniz burada buluşalım.

  

 Yaparken aynı heyecanı hissettiğim tüm bu işleri tek bir çatı altında topladım çünkü bizleri bir noktada buluşturabileceklerine inandım.  

 Bir fotoğraf karesiyle yollarımızın kesişmesi dileğiyle...